1-) SAAT

Deli, saatini hastahane bahçesindeki havuza atmıştı. Bunu gören arkadaşı: "Niye

attın saati havuza" dedi"Nasıl yüzdüğünü

görmek için." "Peki, kurdun mu?""Hayır.""Enayi, kurmadan yüzer mi?"

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

2-) POLITIKA NEDİR ?

Çocuk Bir gün babasına sorar. Baba POLITIKA nedir?Yavrum der, anlatacaklarımı

iyi dinle, sonra söylediğim kelimeleri ezberle der.

Simdi ben para kazandığım için KAPİTALİZMİM, Annen harcamaları yapıp evi idare

ettiği için HÜKÜMET. Dadı ev islerini yaptığı için

İŞÇİ. Sen HALK. Kardeşin VATANDAŞ der. Yarın sabah açıklayacağını söyler. Gece

çocuk tuvalete kalkar ve kardeşinin ağladığını

duyar. Dadısının odasına gider görür ki babası dadısıyla yataktadır.Annesine

seslenir horul horul uyumaktadir duymaz. Sabah

kahvaltıda sorar,oğlum aksam anlattıklarımı hatırlıyormusun? der. Babacığım ben

politikanın ne demek olduğunu anladım der.

KAPİTALİZM, İŞÇİYİ götürüyor. HÜKÜMET uyuyor. HALKI duyan yok . VATANDAŞI bok

götürüyor.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

3-) PATATEEEEEESS

Askerde kamuflaj yarışması var... Herkes çuvallara giriyor,, komutan gelip tekme

atıyor onlarda hayvan sesleri çıkarıyorlar komutan onaylıyor... Birinci çuvala

yürüyor.

 

Hav hav hav.

 

Komutan aferin diyor köpek çuvalı.... İkinci çuvala vuruyor,

 

miyav miyav..

 

Komutan gene beğeniyor. Böyle on onbeş çuval geziyor. Hepsi çok iyi taklit

yapıyorlar... En son çuvala vuruyor ses yok... Daha sert vuruyor gene ses yok,

tekme, tokat, tahta, tüfek, ses yok... Askerlere emir veriyor iyicene

tekmeleyin... Çuvaldan kan sızmaya

başlıyor. Beş dakika sonra da ince, bitkin bir ses: "Patateeeeeees"

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

4-) MÜEBBET

Zamanın en büyük Mafya babası Çok ağır bir suçtan yargılanmaktadır ve idamı

istenmektedir. Jüri üyelerinin içinde Temel de vardır.

Mafyanın adamları mahkemeden önce Temeli bir kenara çekerler ve şöyle derler: -

Temel ne yap et Babanın idam kararını müebbet' e

çevir yoksa bu senin sonun olur derler!!! Temel' in içine korku düşmüştür: Acep

ne yapsam da bu adamı kurtarsam" diye düşünür.

Dava başlar günlerce devam eder ve nihayet Jüri üyeleri karar vermek üzere

odalarına geçerler. Aradan uzun bir süre geçtikten

sonra jüri geri gelir ve kararını okur: - Müebbet hapis derler.Bunu duyan

Babanın adamları ne yapacaklarını şaşırırlar doğru Temel' e

gidip: -Afferim sana Temel simdi gözümüze girdin derler.Ehh be Temel iyi güzel

de bu işi nasıl başardın diye sorarlar. Temel:

Sormayın bre uşaklar der millet Beraat Beraat diye tutturdu Müebbete çevirene

kadar aklan karayı seçtim der.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

5-) KULAK YOK!

Adam, korkunç bir kazada kulaklarının ikisini birden kaybetmiştir. Bu

alışılmadık durum onu oldukça hassas ve alıngan bir kişi

yapmıştır. Kaza sonucu sigorta şirketinden aldığı rekor tazminat, acısını

oldukça hafifletmiş ve ona her zaman hayalini kurduğu

işini kurma olanağı vermiştir. Gider ve gelişen, küçük bir bilgisayar şirketini

satın alır. Ancak hiç yöneticilik deneyimi olmadığını

görür ve birilerini işe almaya karar verir. Üç tane aday seçer ve her biriyle

tek tek görüşür. İlk aday oldukça iyidir ve adam onu

sevmeye başlar. Derken adama sorar, " Bende alışılmadık bir şey görüyormusun "

Adam yanıtlar, "Eğer onu kastediyorsanız,

kulaklarınız yok. " Adam üzülmüştür, derhal adayı odadan kovar. İkinci aday,

birinciden de iyidir. Konusmanın devamında adam

aynı soruyu ona da sorar, " Bende alışılmadık bir durum görüyormusun "Aday,

"Evet" der, "Kulaklarınız yok! ". Adam üzgün ve

kızgın,onu da dışarı atar. Derken sıra üçüncü adaya gelir. Üçüncü, tümünden de

iyidir. Tüm sorulara mükemmel yanıtlar verir.

Adam heyecanla sorar, " Bende, alışılmadık bir durum görüyormusun "aday, " Evet,

kontakt lens kullanıyorsunuz. " der. Adam iyice

heyecanlanmıştır, "Çok iyi! bu senin zeki biri olduğunu gösterir, nasıl anladın

". " Basit " der aday, " Kulakların yoksa gözlük

takamazsın! "

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

6-) KÖTÜ, ÇOK KÖTÜ HABER

Doktor hastasını telefonla arar ve hastasına bir kötü birde çok kötü haberi

olduğunu söyler. Daha sonrada ilk önce hangisini

söylememi istersiniz diye sorar. Hasta ilk önce kötü haberi duymak istediğini

söyler. Doktor hastaya "Tahlillerinizi aldım ve ne

yazık ki 24 saat ömrünüz kaldı." der. Hasta yıkılmıştır. Doktora sorar "Daha

kötü haber ne olabilir ki ?" Doktor "Dünden beri sizi

arıyorum ama telefonunuzu daha yeni düşürebildim."

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

7-) TEMEL UÇAKTA

Temel Amerika’ya giden uçakta, yol uzun, uçak kalabalık, kendi kendine düşünüp

durur. Yolun sonuna doğru bir gümbürtü kopar.

Arkasından da pilot açıklama yapar:"Sayın yolcular dört motorumuzdan biri

susmuştur. Ancak panik yapmanıza gerek yok. Sadece

ucusun sona ermesine 1 saat kalmıştı ama simdi bu yolu 2 saatte alacağımızı

bildirmek istiyorum." Yolculardan ses çıkmaz, herkes

rahatlar derken bir gümbürtü daha kopar. Arkasından pilot bir açıklama daha

yapar:"Sayın yolcularımız, motorlardan biri daha sustu

ancak endişe edecek bir şey yok, sadece yolumuz 2 saat daha uzadı." Neyse

yolcular yine sakinleşirler, aradan bir 10 dakika geçer ki  

bir gümbürtü daha kopar, arkasından da pilot tabii ki yine bir açıklama yapar:

"Sayın yolcularımız, endişelenecek bir şey yok, bir

motorumuz daha gitti ama biz tek motorla da yolculuğu bitirebiliriz, sadece

yolumuz dört saat daha uzamış bulunmaktadır. Lütfen    

panik yapmayınız. Bunun üzerine o ana kadar sakinliğini koruyan Temel bir anda

alevlenir ve bağırmaya baslar: "Bir motor daha

bozulursa bu sersem herif bizi bütün gün havada tutacak!"

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

8-) Temel Balıkta

Bir gün Temel balığa çıkar. İyi bir avdan sonra, bir tekne balık tutar. Birden

hava patlar ve çok büyük bir fırtına çıkar. Temel dua

etmeye baslar. Tanrım beni bu fırtınadan kurtarırsan butun bu balıkları

fakirlere dağıtacağım der içinden. Hava bir zaman sonra

düzelir. Temel evine dönmeye baslar. Bir taraftan da balıklara bakar ve içinden

bu balıklar fazla, yarısını dağıtsam olur der. Biraz

daha sonra balıklara tekrar bakar ve bu balıkların yarısı da çok fazla ben

bunların çeyreğini dağıtsam olur der. Biraz daha zaman

geçer Temel tekrar balıklara bakar. Tam o sırada hava tekrar bozulur. Temel

kafasını gökyüzüne diker ve şöyle der: "Haçen sen de

sakadan hiç anlamiyusun."

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

9-) TARZINI BEĞENDİM

Matematik hocası ilk okul öğrencilerini sözlü yapmaktadır. Ve bir tanesini

kaldırıp sorar "Dalda 6 kus var avcı ateş ederek 3 unu

vurur dalda kaç kus kalır?"Çocuk düşünür ve 3 der.Hoca aferin artı aldın diyerek

oturtur onu ; oradan talebelerden bir tanesi kalkar

ve ''Olur mu hocam ateş ederse diğerleri kaçar'' der.Hoca düşünür ve ''aferin

tarzını beğendim otur sana artı diğerine eksi''der Bu

sefer eksi alan çocuk kalkar ve hocaya "Ben de size bir soru sorayım" der Hoca

da diyalog bozulmasın diye dinliyorum der."Yolda

üç kadın dondurma yiyerek yürüyorlar; bir tanesi dondurmayı ısırarak, diğeri

yalayarak oburu ise emerek yiyor ; bunlardan hangisi

evlidir?"Hoca düşünür ve "Emerek yiyen mi?" diye sorar. Çocuk bilmiş bir edayla

"Olur mu hocam parmağında yüzük olan der" ve

ekler "Ama olsun ben de sizin tarzınızı beğendim."

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

10-) ŞEMSİYE

 

Yıllar önce İngiltere’de erler şemsiye kullanmazmış. Şemsiye taşıma hakkı sadece

subaylara tanınıyormuş. O yıllarda bir gün genç

teğmenlerden biri, koltuğunun altında bir şemsiye ile hızlı hızlı yürüyen eri

görünce, beyninden vurulmuşa dönmüş. Eri çağırarak :

 

-Bu ne küstahlık, demiş. Ve şemsiyeyi aldığı gibi dizinde iki parça etmiş. -Bu

sana bir ders olsun, bir daha böyle küstahlıklar yapma!

 

Neye uğradığını anlamayan er : -Başüstüne, diyerek selâmı çakmış ve söyle sormuş

: -Teğmenim, beni az önce evine yollayan

general şemsiyesini istediğinde kim kirdi diyeyim?

 

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------11-) AFRIKA

 

Bir adam ucagiyla Afrika'nin uzerinde gezerken birden ucagi arizalanir ve

ormanlik bir alana duser.Adam ne yapayim ne yapayim diye dusunurken

birden bir Afrika kabilesinin ona dogru yaklastigini gorur.Adam icinden "Iste

simdi boku yedik" der.O anda dusuncesinde Nur yuzlu dedenin sesini

duyar.- Hayir evladim boku yemedin.- Peki ne yapmam gerek.- Suradaki mizragi

goruyormusun?- Evet.- Al onu ondeki renkli giysili adamin tam

kalbine batir.Adam mizragi alir ve adamin tam kalbine batirir.- Evladim iste

simdi boku yedin.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

12-) AMERIKA SEHIRLERI

 

Temel ile Idris cok eskiden bi yolculuga cikmislar. Temel'in arkasinda saz,

Idris'in sirtinda azik, Asya'yi gecip, Amerika'ya gelmisler.Burda dolasirken

birden etraflarini kizilderililer sarmis. Napicaz derken Temel: "Ben sazimi

cikartip caliim, bunlar boyle bi sey gormemislerdir." diyip baslamis saz

calmaya. Temel'in saz calisini duyan butun kizilderililer son hizla kacmis.

Bunun uzerine Idris "Buraya bi tek saz yetti, buranin adi TekSaz olsun"

demis. Gene yola koyulmuslar... Bi gun yine kizilderiler etraflarini sarmis.

Temel gene ayni taktik saz calmis. Sazi duyan yerliler iyicene sinirlip

uzerlerine yurumeye baslamis Temel ile Idrisin. Bunun uzerine Idris'de guzel bi

gaz cikartmis. Kokuya dayanamayan kizilderilerin hepsi vinn.. Temel

"Buranin adi da Laz VeGaz olsun bari" demis. Dolasmaya devam ederlerken gene

kizilderililer saldirmis. Temel baslamis saza ama sazi duyan

kizilderililer cok sinirlenip almislar sazi Temelin munasip yerine monte

etmisler ve gitmisler. Bunun uzerine Idris "Buranin adi da ArkanSaz olsun

Temel."

demis...

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

13-) CIDDI MAGAZA

 

Adamin biri, yeni acilan luks buyuk magazaya gitmis, satici kiza

yaklasmis.

* "Bir kravat almak istiyorum.."

Satici kiz son derece sirin bir tavirla:

* "Beyefendi, bizde musteriyi memnun etmek esastir. Kravat ipekli

mi olacak yunlu mu?"

* "Ipekli.."

* "O zaman lutfen birkat yukari buyrun, ipekli kravatlar bir kat

yukarida.."

Adam bir kat yukari cikmis, baska bir satici kiz..

* "Ben ipekli bir kravat almak istiyorum."

* "Beyefendi, kravat duz mu olacak, desenli mi?"

* "Desenli.."

* "Bizde musteriyi memnun etmek esastir, desenli kravatlar bir kat

yukarida, lutfen ust kata buyurun.." Adam bir kat daha cikmis. Yeni

bir satici kiz..

* "Ben ipekli ve desenli bir kravat almak istiyorum.."

* "Desenler cizgili mi, cicekli mi olacak?"

* "Cizgili.."

* "Bizde musteriyi memnun etmek esastir, cizgili kravatlar bir kat

yukarida, lutfen bir kat yukari buyurun.." Adam bir kat daha cikmis..

Cizgiler kalin mi, ince mi, bir kat yukari. Zemin acik mi, koyu mu,

bir kat yukari derken 18. kata gelmis. Ofke ile satici kizin yakasina

yapismis..

* "Ben ipekli, ince cizgili, zemini koyu, bir kravat istiyorum."

* "Kravati bu elbiseyle mi kullanacaksiniz?"

* "Hayir, evdeki elbisemle."

* "Beyefendi, bizde musteriyi memnun etmek esastir, bir uyumsuzluk

olursa firmamizin prensiplerine ters duser, lutfen evden obur

elbisenizi alir gelir misiniz?"

Adam buyuk bir ofkeyle asansore gitmis. O sirada asansorun kapisi

acilmis, icinden gene cok sinirli bir adam cikmis. Bir elinde bir

klozet kapagi, belden asagisi da ciplak:

* "Iste popom, iste evdeki tuvaletin klozet kapagi. Verecekseniz

verin artik su tuvalet kagidini."

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

14-) CLİNTON

 

Clintonlar tatildeyken, Beyaz Saray'ın papağanı ölmüş. Yenisini almışlar. Ancak

satıcı uyarıda bulunmuş : Daha önce bir genelev sahibesine aitti.. Eve

döndüklerinde içeri ilk giren Chelsea olmus. Papağan, "Çok genç" diye

bağırmış..Ardından Hillary girmiş. Papağan "Çok yaşlı" demiş.. Derken, Papağan

sevinçten kanat çırpmış ve Clinton içeri girdiğinde:"Selam Bill, görüşmeyeli

nasılsın ?"

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

15-) YAŞ DÖNEMLERİ

Erkek bir bilim adamı (!) yaptığı araştırmalarda kadınların hayatının 4 ana

döneme ayrıldığını görmüş

 

1) Her şeye ağzı açık ayran budalası olarak baktıkları söylenen her güzel lafa

kolay kandıkları 17-25 yaş arasındaki KAZ Dönemi.

2) Güzelliklerinin farkına vardıkları, o yüzden hep kapris üzerine kapris

yaptıkları 25-35 yaş arasındaki NAZ Dönemi

3) Hayatı(erkekleri) tanıyıp gözlerinin açıldığı 35-45 yas arasındaki KURNAZ

Dönemi

4) Mihrabın yıkıldığı, her şeyin bittiği 45 yaş sonrası ENKAZ Dönemi

 

Benzer araştırmayı bir bilim kadını (?????) da yapmış.... O da erkeklerin

hayatını 4 ana döneme ayırmış:

 

1) 17-25 yaş arası    KAZ Dönemi

2) 25-35 yaş arası    KAZ Dönemi

3) 35-45 yaş arası    KAZ Dönemi

4) 45 yaş sonrası ENKAZ Dönemi

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

16-) WC

Bir ingiliz ailesi yaz tatillerini geçirmek üzere Almanya'ya gitmişti. Bir

gezinti sırasında çok güzel bir kır evinde kaldılar.Gelecek

tatillerini böyle bir evde geçirmek istediler. Evin bir papaza ait olduğunu

öğrendiler ve içini de gördükten sonra hemen gelecek tatil

için anlaşma imzaladılar. İngiltere'ye döndükten sonra birden evin hanımı,

ziyaretler sırasında WC' ye rastlamadıklarını hatırladı.

 

Merakını yenmek için papaza bir mektup yazdı: "Sayın Bayım, ben sizin kır

evinizi kiralayan bayanım. WC' nin nerede bulunduğunu

acaba bana yazabilir misiniz? Saygılarımla." Mektubu alan papaz, WC' nin ne

anlama geldiğini anlayamamış, Almanya'daki Anglican

Kilisesinin "White Chapel" sözcüğünün baş harfleri olduğunu sanmıştı. Ayrıntılı

bir mektupla yanıt verdi:"Sayın Bayan; Başvurunuzun

yüce bir duyguyla ilgili olmasından dolayı memnunluk duydum. İlgilendiğiniz

yerin evden 12 km. uzaklığında bulunduğunu bildirmeyi

şeref sayıyorum. Oraya sık sık giden birisi olarak bunun biraz zorluk

yaratacağını bildirmek istiyorum. Sık sık gitme durumunda,

isteyenler yemeğini de beraberinde götürebilirler. Oraya bisikletle, araba ile,

ya da yürüyerek gidilebilir. Ancak oturacak bir yer

bulabilmek ve başkalarını rahatsız etmemek için biraz erken gitmekte yarar

vardır. Söz konusu yerde soğuk hava düzeni bulunmakta

ve çok hoş bir etki yapmaktadır. Çocuklar büyüklerinin yanında oturmakta ve

hazır bulunan herkes birlikte şarkı söylemektedir.

Girişte size bir kağıt parçası veriyoruz. Geç kalanlar yanındakinin kağıdını

kullanabilirler. Aynı kağıdın birkaç kez kullanılmasına olanak

vermek için çıkışta herkes kullandığı kağıdı iade eder. Faaliyetlerin ürünleri

yoksullara dağıtılmak üzere toplanmaktadır. Öte yandan

yapılanların dışarıdan da duyulabilmesi için içeride gelişmiş bir hoparlör

sistemi bulunmaktadır. Müdavimlerin çeşitli pozisyonlarda

dışarıdan da izlenebilmelerini sağlamak amacıyla özel cam bölmeler vardır.

Verdiğim bilgilerin açık ve yeterli olduğu düşüncesi ve bu

kadar önem verdiğiniz yerde sık sık buluşabilmek umuduyla en içten saygılarımı

sunarım."

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

17-) TBEKLİYORUM DESEM İNANIRMISINIZ?

Bir bayanın yatak odasındaki gardırop bozuktur. Evin yanında bulunan istasyondan

tren geçince kapağı açılmaktadır. Bunun için bir

gün bir marangoz çağırır. Marangozu yatak odasına götürür ve dolabı gösterir. O

anda bir tren geçer ve gardırobun kapağı

kendiliğinden açılır. Marangoz menteşelere, kilide bakar ve "Hanımefendi buradan

gardırobunuzun nesi olduğunu anlayamadım.

Simdi ben içine gireyim ve siz kapağı kapatın, böylece ben içeriden bakarım

belki böyle anlarım" der. Marangoz içeri girer, kadın

kapağı kapatır. O anda kapı çalar. Kadın kapıyı açar. Kadının kocası gelmiştir.

Kocası doğru odasına gider ve üstünü çıkarıp asmak için

gardırobunu açar. Bir bakar ki gardıropta bir adam. Kızarak adama bağırır. "Ne

işin var senin burada" der. Marangoz korkmuş bir

vaziyette cevap verir. "Şey beyefendi ne desem ki, simdi size burada tren

bekliyorum desem inanırmısınız?"

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

18-) TOP'U BEKLİYECEKMİSİNİZ ?

Bu yılın (1999) ocak ayında İstanbul da bunalan 4 arkadaş Bodrum'a gidip bir

değişiklik yapmaya karar verdik. Bu amaçla arabamızla

Bodrum'a doğru yola çıktık. Akhisar'da acıktığımıza karar verdik ve bir

restaurant' a girip, yemeklerimizi ısmarladık. Bu arada

arkadaşlarımızdan biri arabada cep telefonunu unuttuğunu fark edip, almak üzere

masayı terk etti. Siparişlerimizi almayı bitiren

garsonumuz bize "Siparişlerinizi hemen getireyim mi, yoksa topu bekleyecek

misiniz?" diye sordu. Arkadaşımızın efeminelikle

uzaktan, yakından bir ilgisi olmadığı bilen bizler, garsonun arkadaşımıza niye

böyle bir yakıştırma yaptığını anlayamadığımız ve

yaşadığımız olayın sokundan dolayı, "Ne, Efendim, Anlayamadım… " gibi sözler

çıkardık. Garsonumuz bunun üzerine gerekli

düzeltmeyi yaptı "Siparişlerinizi hemen getireyim mi, yoksa iftar topunu

bekleyecek misiniz?

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

19-) TETİKÇİ

Mafya babası korumaya aldığı müesseselerden haraçları toplamak için yeni bir

tetikçi buldu. Seçtiği adam sağır ve dilsizdi. Baba,

yeni tetikçinin polisin eline geçerse, fazla bir şey anlatmasının mümkün

olamayacağını düşünüyordu böylece.Baba, bir gün

ödemelerin geciktiğini fark etti ve tetikçiye adamlarını gönderdi. Adamların

sağır dilsizle anlaşmaları mümkün olmadı  tabii.Bunun

üzerine "Baba" sağır dilsizi odasına aldırttı. Bir de işaret alfabesi bilen

tercüman buldular.Tercüman işaretle sordu: "Para

nerede?.."Sağır dilsiz       işaretle yanıt verdi: Ne parası. Benim paradan

haberim yok. Neden bahsettiğinizi anlamıyorum."Tercüman

tercüme etti. "Neden bahsettiğinizi anlamıyormuş."Baba 38'ligini koltuk altından

çekip sağır dilsizin beynine dayadı."Simdi sor

bakalım, para nerede?.."Tercüman işaretle sordu: "Para nerede?."Sağır dilsiz

işaretle yanıt verdi: "Central Park' ta, Bati 78'inci

Caddeye açılan kapıdan girince soldan üçüncü ağacın kovuğunda 100 bin dolar

var."Baba öfkeyle gürledi: "Ne dedi?.."Tercüman

yanıtladı: "Dedi ki hala neden bahsettiğinizi anlamıyormuş. Ayrıca diyor ki, o

tetiği çekmeyi de kıçınız yemezmiş!.."

 

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

20-) TEMEL - DOKTOR

Temel doktora gitmiş, başlamış dert yanmaya .. bir yandan parmağı ile vücudunda

çeşitli yerlere dokunuyor, bir yandan da :Doktor   

bey, derdime bir çare, burama dokunuyorum ağrıyor, şurama dokunuyorum acıyor,

burama dokunuyorum ağrıyor, her tarafım ağrı

içinde ..Doktor bir muayene yapmış, hiç bir sonuç alamamış, Temel sapasağlam.

Bakmış olacak gibi değil, genel bir checkup yapmaya

karar vermiş. Temel’ in parmağında kırık çıkmış.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

21-) BİR HİKAYE

Uzakdoğu’da bir Budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri

kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik, anlatmak

istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti. Bir gün tapınağın kapısına bir

yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi.     

Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak veya

çan, zil yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki

Budist, kapıda duran yabancıya baktı. Bir selâmlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları

başladı. Gelen yabancı, tapınağa girmek ve    

burada kalmak istiyordu. Budist bir süre kayboldu, sonra elinde ağzına kadar

suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı.   

Bu, yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yabancı tapınağın

bahçesine döndü, aldığı bir gül yaprağını kabın

içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su

taşmamıştı. İçerideki Budist saygıyla eğildi ve kapıyı      

açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer

vardı.

 

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

22-) ARKEOLOG TEMEL

Temel bilim adamı iken bir arkeoloji araştırmaları konferansına davet edilir.

Amerikalılar anlatmaya baslar;Biz ülkemizde yaptığımız

kazılarda 25 metre aşağı indik ve telefon kabloları bulduk. Öyleyse bizim

atalarımız asırlar önce telefon kullanmışlardır. Sıra Türkiye'ye

gelir ve Temel baslar anlatmaya. Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 50 metre

aşağı indik ama bir şey bulamadık. Öyleyse atalarımız

telsiz telefon kullanmışlardır.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

23-) ANA FİKİR

Bir karga bir gün dalda oturuyormuş. Bir tavşan yanına gitmiş ve sormuş; "Karga

kardeş ben de senin gibi bütün gün oturup hiçbir       

şey yapmasam olmaz mı?". Karga tabii olur demiş bunun üzerine tavşan karganın

bulunduğu ağacın altına oturmuş, dinlenmiş. Sonra  

bir tilki gelmiş ve tavşanı yemiş...Ana fikir : hiçbir şey yapmadan oturabilmek

için OLDUKÇA YÜKSEKTE OTURUYOR OLMALISINIZ.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

24-) AKILLI PC

Bilgisayar fuarını gezen Temel $ 100.000 lik, $ 250.000 lik PC leri incelerken

bir standda $ 1.000.000.000 lik bir PC görünce hayretler

içerisinde kalıp standdaki görevliye neden bu kadar pahalı olduğunu sormuş.

Cevap olarak bu PC' nin çok marifetli olduğunu, özellikle

sorulan her sorunun cevabını doğru olarak verdiğini söylemiş görevli ve      

Temel' i denemeye davet etmiş.Klavye' nin başına oturan

Temel "babam şu anda nerede" diye sormuş PC ye. İki cırt, bir pırt ettikten

sonra "babanız şu anda Bodrum'da balık tutuyor" diye

yanıtlamış PC.Temel, "olmadı işte, bilemedi" demiş görevliye, "babam öleli iki

yıl oldu". Görevli telaşla, "aman efendim nasıl olur, izin

verin bir de ben deneyeyim" demiş ve klavye' ye geçerek " bu hatayı nasıl

yaptın, beyefendinin babası vefat edeli iki yıl olmuş" diye

yazmış.PC yine iki cırt, bir pırt ettikten sonra yanıtını vermiş. "Beyefendinin

annesinin eşi öleli iki yıl olduğu doğru, babası şu anda

Bodrum'da balık tutuyor"!

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

25-) AKILLI ER!

Bir albay, bir er, bir yaşlı kadın ve bir de genç kız trende aynı kompartımanda

yolculuk etmektedir. Tren bir tünele girip kompartıman

karardığı zaman, MUCUK bir öpücük sesi ve ardından SIIRRRRAAAK !diye bir tokat

sesi duyulur. Tünelden çıktıktan sonra yaşlı kadın

"aferin genç kıza ! Nasıl yapıştırdı tokadı" diye düşünmekte ve kafasını

sallamaktadır. Genç kız da "zevksiz herif şu morukta ne buldu     

ki , bi de öpmeye kalktı ama kadın da iyi yapıştırdı " diye düşünmektedir. Albay

ise "ulan bizim eşşoğlusu er, kızı öptü. Tokadı biz yedik"

diye yanarken er de içinden şöyle düşünmektedir:"hehe. Aferin lan bana. elimi

öpüp nasıl yapıştırdım tokadı albaya...

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

26-) KAYSERİLİ VE TEMEL

Bir Kayserili ve Temel Amerika ya zengin olmak için gitmişler. 1 sene sonra aynı

yerde tekrar buluşmak üzere ayrılmışlar...

 

Bir sene sonra Temel yine aynı şekilde beş parasız buluşma yerine gelmiş. Daha

sonra yanına bir limuzin yanaşmış ve içinden smokin

giymiş bizim Kayserili çıkmış. Kısa bir selâmlaşmadan sonra, Temel: "Valla ben

hiç bir baltaya sap olamadım der." Ama görüyorum ki

sen oldukça iyi durumdasın. Kayserili : "Eh işte durum iyi der. Valla bu

Amerikalılar salak. Bir fal makinesi yaptım. 5 dolara elini

makineye koyuyorsun ve fala bakı- yor der."Daha sonra yine bir sene sonrası için

sözleşirler. Bir sene sonra yine Kayserili limuzini ile

gelir ve beklemeye baslar. 10 dakika sonra tepeden dabadabadabana bir helikopter

iner ve içinden bizim Temel çıkar. Kayserili şaşırır:

"Ulan nasıl oldu da bu kadar zengin oldun?"Temel : "Valla bu Amerikalılar

hakikaten çok salak. Ben senin makineyi biraz geliştirdim. 5

dolara elini veriyorsun fala bakıyor. 10 dolar vermezsen elini geri

alamıyorsun."

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

27-) KIL

 

Temel çok acıktığı bir gün, yeni açılan bir lokantaya gitmiş. Hemen girer girmez

masaya oturmuş ve bir tabak mercimek çorbası

istemiş. Aradan 15 dk. Geçtiği halde çorba gelmeyince Temel tekrar istemiş.

Fakat hala gelmiyormuş. Bu sırada Temel' in gözü yan

masaya takılmış. Gazete okuyan adamın önünde dolu tabakta çorba bekliyormuş.

Temek hemen çaktırmadan çorbayı yürütmüş ve

içmiş. En sonuna gelince bir de bakmış ki; dibinde bir kıl. Çorbayı geri tekrar

tabağa kusarak boşaltmış. Bu sırada adam kafasını

gazeteden kaldırmış ve:-Ne o birader, dibindeki kılı sende mi gördün demiş. :)

 

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

28-) KİMSE GÖREMEZ

Vücudu oldukça güzel genç bayan tatilinin hemen her gününü kaldığı otelin

terasında güneş banyosu yaparak geçirmiştir. İlk günü

mayosu ile güneşlenmiş, ama sonra ki günler bakmış ki otelin en üst katında onu

kimse göremiyor, mayosuz sere serpe güneşlen-  

meye başlamış. Gene böyle yüzüstü güneşlenirken merdivenlerden birisinin

çıktığını duyarak havlusu ile poposunu örtmüş. Merdi-

venleri bir solukta çıkan otelin müdür yardımcısı nefes nefese “Pardon” der,

“Otelimiz güneşlenmeniz konusunda bir şey diyemez,     

ama dünkü gibi mayonuzla güneşlenirseniz çok iyi olacak” “Ne fark eder” diye

sorar genç kadın sakin sakin “Beni burada kimse

göremez, ayrıca bu havlu ile de örtünüyorum bakın” “Tam olarak değil” der müdür

yardımcısı utanarak “Tavanı cam restoranın üze-

rinde güneşleniyorsunuz.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

29-) 10 ZENCI

 

Koleler ciftlikten kacarken sihirli lamba bulmuslar ve cini lambadan

cikarmislar.Cin 10 zenciye sormus: Dileyin benden ne dilerseniz.

Birer dilek dileme hakkiniz var.

 

1. zenci 'beyaz olmak istiyorum' demis, olmus.

10. zenci tebessum etmeye baslamIs.

2. zenci de beyaz olmak istedigini soylemis, olmus.

10. zenci sIrItmaya devam etmis.

3. zenci de beyaz olmus diledigi dilegiyle...

10. zenci kIkIrdamaya baslamIs.

4. zencinin de istegi aynI... 10. zenci gulmeye devam...

5,6,7,8 derkeeen 9. zenci de beyaz olma yonunde istegini kullanmIs.

sIra 10. zenciye gelmis ama adam yerlerde... Gulmekten geberiyor. Cin istegini

sormus... Adam nefes almaya firsat buldugu bi ara

istegini garip bir bogurtu ile belirtmis:

"HEPSINI ZENCI YAP!".

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

30-) 3 ARKADAS

 

Adanali Cemal, Kayserili Kemal ve Temel bu uc arkadas Bogaz Koprusunde tamir

yapiyorlarmis ve karilarida bunlara yemeleri icin bir seyler

hazirliyormus. Ama hep ayni seyler. Kayserili yemek torbasini aciyor pastirmali

ekmek. Adanali aciyor kofte ekmek.Temel aciyor ekmek arasi hamsi.

Bu hep boyle devam ediyormus. Neyse gunlerden birgun bunlarin canina tak etmis

ve demisler yine ayni seyleri hazirladilarsa kendimizi kopruden

atalim. Adanali bakmis ekmege kofteli hop assaga atlamis,Kayserilininki de

pastirmali,oda atlamis asagi. Temel bakmis hamsili, o da dayanamamis ve

atlamis.Bunlarin evlerinde de agit yakiliyormus. Adanalinin karisi: -Vah zavalli

kocacigim kofte ekmegi ne cok severdi hep kendi ellerimle hazirlardim.

Kayserili -Vah zavalli kocacigim pastirmali ekmegi ne cok severdi hep kendi

ellerimle hazirlardim Karadenizli ise -Vah zavalli kocacigim hamsi+ekmegi

ne cok severdi her sabah kalkip kendi hazirlardi.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

31-) SPAGETTİ

Bir doktor , hemşiresi ile buluşmalara baslar , buluşmalardan kısa bir süre

sonra , hemşire gelir ve hamile olduğunu söyler . Fakat 

Doktor bu olayı karısının duymasını istemediğinden , hemşireye bir miktar para

verir ve Italya ' ya gitmesini ve çocuk doğana kadar

orada kalmasını ister . " Fakat bebeğin doğduğunu size nasıl haber vereceğim ? "

diye hemşire sorar , " Bana hemen bir kart gönder    

ve arkasına " spagetti " diye yaz , ben durumu anlarım , başka bir açıklama

yapmana gerek yok . " der doktor … Hemşire parayı alır      

ve uçağa binip italya ' ya gider . Altı ay kadar sonra , bir gün doktorun karısı

evden arar ve doktora , " Sevgilim , bugün postadan       

senin adına Avrupa ' dan postalanmış ilginç bir kart geldi , fakat ne anlama

geldiğini anlayamadım . " " Peki karıcığım , ben gelince     

sana  gerekli açıklamayı yapacağım . " der . doktor .. O akşam doktor eve

geldiğinde ; kartı alır okur ve kalp krizinden olduğu yere   

düşer .  Acil yardım ve tıbbi müdahelelerin sonunda doktor kendine gelir ve

biraz rahatladıktan sonra , karısı kartı alır ve okur ;                  

" Spagetti , spagetti , spagetti , spagetti .. İki sosisli , iki sade ... "

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

32-) EVLİLİK İLİŞKİLERİ

Soğuk ve karlı bir gecede tipiden yolunu kaybeden bir işadamı ve sekreteri

arabalarını terketmek zorunda kalırlar ve uzun bir  

yürüyüşten sonra üşümüş ve ıslanmış durumdayken bir kulübe bulurlar. Kulübede

bir yatak, bir uyku tulumu ve bir sürü battaniye

bulunmaktadır.Geceyi geçirmeye hazırlanırlar ve işadamı bir centilmen olarak,

yatağı sekreterine verir, "Ben yerde uyku tulumunda

uyurum" der. Sekreter yatağa yatar, adam uyku tulumunun içine girerek fermuarı

çeker. Bir süre sonra tam uyumak üzereyken, sekreterinin sesini duyar; "Efendim,

ben çok üşüyorum." Adam fermuarı açar, uyku tulumundan çıkar, bir battaniye alıp

kadının

üzerine örter, tekrar uyku tulumuna girer, tam uyumak üzereyken yine

sekreterinin sesini duyar; "Efendim, ben hala çok üşüyorum."

Adam     yine fermuarı indirir, tulumdan çıkar, bir battaniye daha alıp kadının

üstüne örter, uyku tulumuna girerek fermuarı çeker. Tam

uykuya dalacağı sırada yine duyar; "Ben yine çoooook üşüyorum". Adam yattığı

yerden; "Bir fikrim var." der, "Burası ıssız bir yer.

Neler olduğunu kimse göremez , istersen evliymişiz gibi davranabiliriz." Genç

kadın kıkırdar; "Tamam, bana göre hava hoş." Adam

yattığı yerden avazı çıktığı kadar bağırır;"ÖYLEYSE KALK VE KAHROLASI

BATTANIYEYİ KENDİN AL!!!!!"

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

33-) DOĞUM GÜNÜ

Bir adam arkadaşına sekreterini neden işten kovduğunu anlatıyormuş.-"İki hafta

önce" demiş ve devam etmiş;- "45. Yaş günümdü      

ve o sabah kendimi iyi hissetmiyordum. Kahvaltı masasına oturduğumda karımın

doğum günümü kutlayacağını ve büyük bir olasılıkla 

bir hediye vereceğini tahmin ediyordum.Bırak doğum günümü kutlamayı bir

"Günaydın" bile demedi. Kendi kendime karım unuttu

herhalde ama çocuklarım hatırlar diye düşündüm.Çocuklar kahvaltıya geldi ve tek

kelime etmediler.İşe giderken moralim çok bozuktu

ve üzgündüm.Ofisime girdiğimde, Janet "Günaydın Patron, Doğum gününüz kutlu

olsun" dedi ve kendimi daha iyi hissettim, birisi

hatırlamıştı.Öğlene kadar çalıştım.Yemek zamanı Janet kapıya vurdu ve "Dışarıda

hava çok güzel ve bugün sizin doğum gününüz,   

haydi yemeğe çıkalım, sadece siz ve ben"."Bütün gün duyduğum en güzel şey buydu.

"Haydi gidelim" dedim.Yemeğe çıktık. Normalde

gittiğimiz bir yere gitmedik, şehir dışında özel bir lokantaya gittik. İki

martini içtik ve yemekten sonsuz zevk aldık.İş yerine dönerken,

"Hava çok güzel, ofise dönmemiz gerekmiyor değil mi?" diye sordu. "Hayır,

sanırım gerekmiyor"."Benim evime gidelim ve size bir

martini daha ikram edeyim"dedi.Evine gittik. Başka bir martininin daha tadını

çıkardık ve bir sigara içtik, ve Janet dedi ki "Patron,

izninizle, yatak odasına geçip üzerime daha rahat bir şeyler giyeyim" dedi ve

ona memnuniyetle izin verdim.Yatak odasına gitti ve        

altı dakika sonra yatak odasından çıktığında elinde kocaman bir pasta taşıyordu,

arkasından karım ve çocuklarım geliyordu.Hepsi

"İyi ki doğdun..." şarkısını söylüyorlardı....Ve ben orada üzerimde sadece

çoraplarımla oturuyordum."

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

34-) FEMİNİZM KONGRESİ

Feminist kongresinde Amerikalı kadın kürsüye çıkmış - Ben çok iyi bir şirketin

genel müdürüyüm, bir gün alışveriş yapmaktan bıktım     

ve kocama dedim ki bundan sonra alışverişi sen yapmalısın. Birinci gün yapmadı,

ikinci gün yapmadı, üçüncü gün yaptı. İngiliz kadın

çıkmış, - Ben iyi bir şirkette üst düzey yöneticiyim. Bir gün kocama dedim ki

bulaşık işlerine artık sen bakmalısın. Birinci gün yapmadı,

ikinci gün yapmadı, üçüncü gün baktım yaptı.Fadime çıkmış kürsüye, - Ben de bir

gün kocama dedim ki, ben bu çamaşır işinden bıktım,

bundan sonra çamaşırları sen yıka. Birinci gün göremedim, ikinci gün göremedim,

üçüncü gün gözüm yavaş yavaş görmeye başladı!!

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

35-) FUTBOL

Trabzonlu imamlar ile Rizeli imamlar her sene aralarında ikili futbol turnuvası

düzenlermiş ve her sene de Rizeli imamlar galip gelirmiş.

Bu durum Trabzon havalisinde rahatsızlık meydana getirmiş ve bir ali cengiz

oyunu ile kötü gidişe bir son vermek istemişler . Bir beyin

fırtınası esnasında Temel , " bizim Trabzonsporlu Hami ' yi takıma alalım ,

böylece kesinlikle onları yeneriz " fikrini öne sürmüş. Kim

olduğunu sorarlarsa da ; " bizim Merkez Cami imamı Hami Hoca deruz " demiş .

Herkes bu fikri çok güzel bulmuş ve o sene Hami ' yi

alıp Rize ' deki turnuvaya gitmişler. 1 hafta sonra geri dönmüşler ama herkesin

yüzünden düşen bin parça. Meraklılar hemen etrafını

sarmış. Sonucu sormuşlar : Temel : " 2-1 yenugiz. "Meraklılar : " Kolleri kim

attı? Temel : " Bizimçini Hami Hoca attı "Meraklılar üzgün :

Onlarıncini kim attı? Temel:" Ronaldo Hoca ile Roberto Karlos Hoca

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

36-) HIZLI GARSONLAR

Adamın biri Amerikadaki restoranların birinde yemek yerken kaşığını yere

düşürür. Hemen o anda garson cebinden bir kaşık çıkarır ve

adamın düşen kaşığı ile değiştirir. Adam bundan çok memnun olur ve garsona

kaşığı cebinde taşımanın iyi bir fikir olduğunu söyler.

Garson restorana işleri programlayıcı bir elemanın alındığını ve kaşığı cepte

taşımanın40 saniye kazandırdığını söyler. Adamın gözüne

garsonun pantolonundaki fermuarından sarkan bir ip çarpar ve sorar bu ne için

der. Garson tuvalete girince bu ipi kullanıp organlarını

çıkardıklarını ve tuvaletten çıkarken ellerini yıkamaya gerek kalmadığını ve

bununda 1 dakika kazandırdığını söyler. Adam sorar:Peki

işedikten sonra nasıl organınızı yerine koyuyorsunuz. Garson şöyle cevaplar:

"Arkadaşları bilemem ama ben size verdiğim o yedek

kaşığı kullanıyorum.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

37-) ENAYİ DEĞİLİM

Arabasını park edip lokantaya giren adam, çıktığında arabasını akordeona dönmüş

bir halde bulur. Cam sileceğinin altında bir kağıt

vardır. Kağıdı açtığında, şu satırlarla karşılaşır :"Ön vitesle geri vitesi

şaşırıp arabanıza sert bir şekilde çarptım. Arabanızda

gördüğünüz gibi büyük hasar var. Olayı gören kimseler de şu an, ben bu satırları

yazarken çevremde toplanmış bulunuyorlar ve bu

kağıda adımı ve adresimi yazdığımı sanıyorlar. Ne halin varsa gör, o kadar enayi

değilim "

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

38-) HİLARY CLİNTON

Bill Clinton' un canı sıkılmış dolaşırken yerde bir eski lamba görür ve ona bir

tekme savurur ve lambadan bir cin çıkıp Clinton' a

''Dile benden ne dilersen diye sorar''. Clinton şaşırmış vaziyette ''Ortadoğu'ya

barış getirmeni istiyorum der''.Cin hiç düşünmeden

''Bu çok zor yapamam başka bir şey iste'' der. Clinton ''O zaman karımı daha

güzel yap'' der. Cin biraz düşündükten sonra Clinton' a

''Bir Ortadoğu haritası var mıydı''der.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

39-) İHTİYAR KIZILDERELİ

Film ekibi, sahra çölünün kızgın güneşi altında çekim yapmaktadır. Zor şartlar

altında çalışırlarken, ihtiyar bir Kızılderili sete doğru

yaklaşır ve yönetmenin yanına giderek şöyle der,"...Yağmur, yarın !" ve gider...

Şaşıran yönetmen,ertesi gün yağan yağmuru         

hayretle izler. Bu sırada ihtiyar Kızılderili yine gelir, "..Fırtına, yarın!"

der ve aniden uzaklaşır. Gerçekten de müthiş bir fırtına çıkar          

ve çölü birbirine katar. Yönetmen emreder,"Çabuk bana o Kızılderili yi getirin!

istediği parayı verin. O olmazsa biz bu filmi

bitiremeyiz!".Adamlar, Kızılderili yi bulur ancak yaşlı apaçi bir türlü razı

olmaz. En sonunda teklif edilen bir milyon doları reddedemez    

ve adamlarla birlikte kampa gelir. 1 ay boyunca, ihtiyar Kızılderilinin

söylediği her şey tutar, yağmur der yağmur, çöl fırtınası der, çöl

fırtınası, kavurucu sıcak der,kavurucu sıcak...Yönetmen gayet memnun mesut

durumda filmi çekmeye devam eder. Derken bir gün 

yaşlı kızılderili susar ve hiçbir ıey söylemez. Yönetmen, 'nasıl olsa geçer'

diye düşünerek bekler. 1 gün, 2 gün, 1 hafta, 1 ay derken

yönetmenin sabrı taşar ve kızılderiliyi bir kenara çekerek öfkeyle sorar,"Bana

bak! sana bu iş için dünyanın parasını ödedim! bir an   

önce marifetlerini göstermeye başlamazsan seni buradan atacağım!". Kızılderili

omuzlarını silker, "..Radyo, kırıldı!"...

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

40-) ÇORAP

Ayakları çok fena kokardı. Bir gün bir arkadaşına birlikte tiyatroya gitmelerini

teklif etti. -Hay hay, dedi arkadaşı. Ama eve git,

ayaklarını yıka ve temiz bir çorap giy. Söz mü? Tiyatroya gittiler. Yerlerine

oturdular. Aradan beş on dakika geçmeden etrafındakiler

mendillerini burunlarına götürmeye başladı. -Hani söz vermiştin, dedi arkadaşı.

-Vallahi değiştirdim, dedi .İnanmazsın diye kirlileri de

cebime koydum. Nah!...

 

-----------------------------------------------------------

 

41-) İSTATİSTİĞİN MÜKEMMEL DÜNYASI!

  Yuzde 10 olasilikla tum hirsizlar sol ellidir.

  Tum kutup ayilari sol ellidir.

  Eger arabaniz calinmissa hirsiz yuzde 10 olasilikla bir kutup ayisidir!

  Issiz adamlarin yuzde 39'u gozluk kullanir.

  Calisan adamlarin yuzde 80'i gozluk kullanir.

  Calismak gozleri bozar!

  Tum kopekler hayvandir.

  Tum kediler hayvandir.

  O zaman tum kopekler kedidir

  Tum dunyada her saniye 4000 kutu bira acilir.

  Tum dunyada her saniye 10 bebek ana rahmine duser

  Her bira actiginizda, 1/400 olasilikla hamile kalabilirsiniz

 

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

42-) KIMLER NASIL FIL AVLAR???

-MATEMATiKCILER

Matematikciler fil avlamak icin Afrikaya giderler; fil olmayan herseyi disari

atip geri ne kalirsa, onu avlarlar.

-DENEYiMLi MATEMATiKCiLER

Bir onceki adimdaki islemi yapmadan once, en az bir filin bulundugunu ispat

eder.

-MATEMATiK PROFESORLERi

En az bir filin bulundugunu ispat ederler ve onun bulunup yakalanmasi icin

yuksek lisans ogrencilerine odev olarak verirler.

-BiLGiSAYAR MUHENDiSLERi

1.Afrikaya git.

2.Umit burnundan basla.

3.Duzenli bir sekilde tum kitayi dogudan batiya tarayarak kuzeye dogru ilerle.

4.Her tarama adiminda:

4a.Gorulen tum hayvanlari yakala.

4b.Her yakalanan hayvani bilinen bir fille karsilastir.

4c.Bulunca dur.

4d.Durunca avla.

-DENEYiMLi BiLGiSAYAR MUHENDiSLERi

Yukaridaki algoritmanin durmasini garantilemek icin Kahire civarina onceden bir

fil yerlestirirler.

ASSEMBLY DiLi PROGRAMCILARI

Bu algoritmayi ellerinin ve dizlerinin uzerinde emekleyerek izlemeyi tercih

ederler

DONANIM MUHENDiSLERi

Afrikaya gidip rengi gri olan hayvanlari rastgele yakalamaya baslarlar. Agirligi

daha onceden bilinen bir filinkinden yuzde onbes fazla veya az bir hayvana

raslayinca dururlar.

EKONOMiSTLER

Bu meslek grubundakiler fil avlamazlar ancak yeterli ucret odendigi takdirde

fillerin kendi kendilerini avlayacagini dusunurler

iSTATiSTiKCiLER

Pespese N kez rastladiklari hayvana FIL adini verip onu avlarlar.

MUSAViRLER

Fil avlamazlar. Aslinda hicbirsey avlamazlar. Ama fil avlamak isteyen insanlara

saat ucreti karsiliginda tavsiyede bulunurlar.

YONEYLEM ARASTIRMACILAR

Avcinin sapkasinin buyuklugu ile kullanilan mermilerin renginin fil avlama

stratejileri uzerindeki etkisini arastirirlar. Tek istedikleri birilerinin

kendilerine fil adi verilen nesneyi tanimlamasidir.

POLiTiKACILAR

Fil avlamazlar. Sadece sizin avladiginiz fili kendi secmenleriyle paylasirlar.

AVUKATLAR

Fil avlamazlar. Sadece fil surusunu izleyerek surunun ardinda biraktigi gubrenin

mulkiyetinin kime ait oldugunu tartisirlar.

UST DUZEY YONETiCiLER

Genis kapsamli 'fil avlama' stratejileri olustururlar. Ancak bu arastirmalari

sirasinda fillerin tarla farelerine benzeyen sadece sesleri biraz daha kalin

olan yaratiklar oldugunu kabul ederler.

KALiTE KONTROL DENETCiLERi

Fillerle ilgilenmeyip avcilarin jipe esyalarini yuklerken yaptiklari hatalarla

ugrasirlar.

SATIS TEMSiLCiLERi

Fil avlamazlar. Tum zamanlarini yakalamadiklari filleri satmaya calisarak ve

sezon acilmadan 2 gun once mali kime teslim edeceklerini iddia ederek

gecirirler.

BiLGiSAYAR YAZILIMI SATICILARI

Yakaladiklari ilk hayvani sevk edip fil faturasi keserler.

BiLGiSAYAR DONANIMI SATICILARI

Tavsan yakalayip bunlari griye boyayip ''Masa ustu fil'' diye satarlar.

PATOLOGLAR

Fil materyalini yetersiz bulduklarindan incelemeye almazlar.

ORTOPEDiSTLER

Fil avlamak icin once enstruman gelistirirler.

PLASTiK CERRAHLAR

Avladiklari fili liposuction ile forme ettikten sonra fotografcilari cagirirlar.

 

ANATOMiST VE EMBRYOLOJiSTLER

Literatur calismasi yapmadan fil avlamaya cikmazlar.

NOROLOGLAR

Fil icin pusuya yatip epileptik nobet gecirmesini beklerler

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

43-) TAKIM ELBİSE 

Genc bir bankaci, ilk defa bir terziye takim elbise diktirmeye karar verir.

Sehirdeki en iyi terziye gider ve olculerini aldirir. Bir hafta

sonra ilk prova icin gittiginde, elbiseyi giyer ve cok begenir,"bu elbise ile

iyi is yaparim" diye dusunur. Ayna onunde daha dikkatli

inceleme yaparken, ellerini ceplerine goturur, ancak cepler orada degildir. Bu

durumu hemen terziye sikayet eder. Terzi sorar:

"Bana bankaciyim demediniz mi?". Genc adam cevap verir: "Evet, oyleyim". Terzi

karsilik verir: "Siz, hic elleri kendi ceplerinde olan

bir bankaci gordunuz mu?

*****************************************